20 Mart 2015 Cuma

#9 Şener Abi

Zaman: 19/09/2014
Mekan: Esatpaşa - Üsküdar Minibüsü
Yaş: ~40
Dış görünüş: Çok konuşan minibüs şoförü

- Alo! Şener Abi! Nasılsın? Yolu sorayım dedim. Yapma be Şener Abi! Yıh yıh yıh... Abi oralara çıkılır mı sabah sabah? Oralarda hep kalırsın. Eheheheheheh Küfret açılırsın abi... Vinç göndereyim mi abi? 

#8 Pepe

Zaman: 13/10/2014


Mekan: Ünalan - Üsküdar IETT Otobüsü 11Ü 
Yaş: ~40 
Dış görünüş: Elinde Pepe baskılı, kirden kararmış sarı bir okul çantası tutan, 
orta yaşlı, sakallı, yorgun adam yol boyunca yanında oturan oğlu düşmesin diye elini oğlunun sırtından ayırmadı. Yaklaşık yarım saattir aynı pozisyonda konuşmadan oturuyorlar. Oğlu otobüsün koltuğuna ters oturmuş yolu izliyor.  

#7 Limbo dansı

Zaman: 14/10/2014
Mekan: Uzunçayır metrobüs 
Yaş: ~40 
Dış görünüş: Çakma adidas eşofman üstü ve kumaş pantolon giyen tombul bir adam metrobüse çıkan merdivenlerden yürümemek için limbo dansı yaparak yol kenardaki korkulukların altından geçti. Yokuş yukarı koşarken toprak yolda ayağı kaydı, düştü. 

#6 Kebapları yiyorlar

Zaman: 08/11/2014
Mekan: Bakırköy - Kadıköy İDO Vapuru
Yaş: ~55
Dış görünüş: Teyzeler 

- Allaha çok şükür çocuklarımız iyi yerlere geldi. Leyla gibi, Hayriye gibi çocuklar ne olursa olsun deseydik... Ev ne olacaktı mesela... Psikiyatriste gidiyor. Kebapları yiyorlar, herkes üçte evine gidiyor, yatıyor, kimse çalışmıyor diyormuş. Psikiyatristini yanında gezdiren hiç görmedim. Mesela Talat da yazıhaneyi satmış. Kiracıyla mı uğraşacakmış. Tarlayı da sattı, aldı parayı bankaya koydu. 315'e mal olmuştu. Şimdiye onun kirasıyla arabasını alırdı. Ben ondan sonra 3 tane çocuk üniversitede okuttum. 2 kız evlendirdim. Bir tanesinin düğününü bizzat kendim yaparak. Düğün başının parasını bile ben verdim. Bir geldik eve, arkadaşlarıyla gelmiş damat. Kayın valide zaten yok. Daha salon hazırlanmamış. Organizatöre dedim ki; şunları benim odaya tık, gözüm görmesin. Fotoğrafçıya para vereceğim. O sırada benim yerim yok. Ben kendimi hiçbir masaya yerleştirememişim. Derken acıktığımı fark ettim. İleride garsonları gördüm. Allah rızası için şuraya bir masa yerleştirin dedim. Sonra oğlanın babası geldi. Hatalı giden bir şey var mı, eksik kalan bir şey var mı diye bana soruyor. Öyle kalakaldım. Sanki düğünü kendisi yapıyormuş gibi. Çocuk da bir tek nikah şekerini yaptırdı.  

#5 10 Lira

Zaman: ??? - 16:27
Mekan: İş Bankası İnönü Şubesi / Kadıköy
Yaş: ~35
Dış görünüş: Kırmızı rujlu, kot pantolonlu, uzun kırçıllı desen mantosu olan kadın. 

- 10 lira deyince kanıma dokundu. Sahtekar. Ne yapayım, elim mahkum. 

#4 Salata malzemesi

Zaman: ???
Mekan: Esenyurt
Yaş: ~25
Dış görünüş: Siyah beyaz desenli eşarp takan kapkara giyinmiş süslüman

- Aferin anne. Boynun tutulana kadar yapsaydın. Eh işte dedim sana Gülniyaz gelecek bana yardıma diye. Ben de salata malzemesi aldım. Hadi neyse ne yapalım yapmışsın sen de artık.

#3 E10 mu? E9 mu?

Zaman: 04/01/2015
Mekan: E10 Sabiha Gökçen - Kadıköy Otobüsü
Yaş: ~60
Dış görünüş: Lacivert çiçek basmalı, baş örtülü, tombul teyze

Otobüs Şoförü vs Teyze

- Sen kaçta kalkacaksın?
- Daha 12 dk var abla.
- Bir de şey varmış... E10 varmış.
- Eee bu E10 zaten.
- Şey diyorum ben. E10.
- E10 işte bu.
- Bi de E9 varmış.
- Yok. O sahilden geçiyor.
- O olmaz bana.

Sessizlik...

- Uçağın sesleri hiç duyulmuyor.
- Biz dinlemiyoruz abla. (Pis pis sırıtarak)

Sessizlik...

- Benim torunum öğrenci. Bana 7 lira alır dedi.
- Yok. 7 lira değil. Bizim 5 lira.
- Ben parasında kuruşunda değilim de, bana yani 7 lira alıyor dedi.

Sessizlik.

#2 Bazen dar bazen bol gelir

Zaman: 09/11/2014
Mekan: Tünel Füniküler
Yaş: ~50
Dış görünüş: Kara benizli turuncumsu sarı saçlı kadın

- Anne, o çalışmayacak dedi. Benim söz hakkım var mı? Yok. Sadece dedim ki oğlum sana dar gelen bana bol gelir. O kadar...

#1 Cenaze

Zaman: 20/01/2014 - 11:02
Mekan:  Kadıköy - Beşiktaş Vapuru
Yaş: ~50
Dış görünüş: Siyah mantolu, siyah kazaklı, siyah ayakkabılı ve siyah gözlüklü, sarışın, kokona diyebileceğim bir bayan elinde vasat gazetelerden birinin bulmaca ekini tutuyordu. Hızlı hızlı karelerin içini dolduruyor ve koyu bordo ojeli, küt törpülenmiş tırnaklarını gazetenin üzerine değdirmeden, kalemin ucuyla harfleri yazmaya çalışıyordu. O sırada telefon çaldı:

- Alo... Merhaba hayatım. Ben şimdi vapurdayım. Saat 12:20'de filan işte. Teşvikiye Camii'nde. Ne olursa olsun atla gel ama... Neticede sen de o şirkette senelerce çalıştın. Hem de Sabahat Hanım'a baş sağlığı dilersin. Hadi kalk hazırlan. Bekliyorum... Tamam, tamam konuşuruz.